Avrupa turları Lugano - Milano - Cenevre - Zürih turu
İsvicre - İtalya
Aradığınız bölgeye en yakın turlar aşağıda listelenmiştir.Lütfen tüm tur seçenekleri için TURLAR
|
İSVİÇRE-İTALYA
İSTANBUL Kalkışlı CENEVRE(2)&MİLANO(3)&COMO-LUGANO(1)&ZÜRİH(1) 23 Mayıs - 30 Mayıs
|
Fiyat: 499 EUR |   |
CNN Tours
|
|
|
|
İTALYA VERA
İSTANBUL Kalkışlı ROMA&FLORANSA&VENEDİK 24 Mayıs - 31 Mayıs
|
Fiyat: 529 EUR |   |
Pronto Tour
|
|
|
|
İTALYA FORMULA
İSTANBUL Kalkışlı VENEDİK&FLORANSA&ROMA 18 Mayıs - 25 Mayıs
|
Fiyat: 579 EUR |   |
Pronto Tour
|
|
|
|
İTALYA EKONOMİK
İSTANBUL Kalkışlı VENEDİK-FLORANSA-ROMA 17 Mayıs - 24 Mayıs
|
Fiyat: 479 EUR |   |
Pronto Tour
|
|
|
|
İTALYA EKONOMİK
İSTANBUL Kalkışlı ROMA&FLORANSA&VENEDİK 24 Mayıs - 31 Mayıs
|
Fiyat: 479 EUR |   |
Pronto Tour
|
|
|
|
İTALYA EKONOMİK
İSTANBUL Kalkışlı VENEDİK&ROMA&FLORANSA 18 Mayıs - 25 Mayıs
|
Fiyat: 449 EUR |   |
Pronto Tour
|
|
|
|
İTALYA FORMULA
İSTANBUL Kalkışlı VENEDİK-FLORANSA-ROMA 11 Mayıs - 18 Mayıs
|
Fiyat: 579 EUR |   |
Pronto Tour
|
|
|
Roma
Tanıtım
Yüzyıllardır uluslar arası turizm haritasında en başlarda kendisine yer bulan bu
ebedi şehir artık yepyeni ve büyüleyici bir görüntüye sahip; çünkü tüm sokakları
ve meydanları yenilendi, tarihi binaları geceleri aydınlatılmaya başlandı,
fıskiyeleri temizlendi. Restorasyonun yanında; Richard Meyer, Zaha Hadid ve
Odile Decq gibi sanatçıların eserleri 21. yüzyılın çağdaş Roma’sını daha da
aydınlatmaktadır. Dünya üzerinde ki hiçbir şehir Roma kadar güzel olamaz, pek
azı da onun kadar çekici...
Eski ve yeni yapıların ve sokakların işlekliğine ve labirent gibi karışık
olmalarına karşın Roma’yı gezmek çok kolaydır. Roma’yı gezerken bilmeniz gereken
en temel bilgi; eğimli Tiber Nehri’nin Roma’yı doğu ve batı olarak ortadan ikiye
bölmüş olmasıdır, çoğu tarihi mekan doğu kısmında kalmaktadır. Roma’nın eski
şehir merkezinin güney sınırını Via del Corso ile birlikte piazza Venezia
(Venedik Meydanı) çizmektedir. Eski Roma’nın bulunduğu yer olan Capitoline ve
Palatine Tepeleri güneyden kuzeye doğru yerleşmiştir ve Villa Borghese de kuzey
sınırını oluşturmaktadır. Vatikan ise Roma haritasının batı bölümünde
kalmaktadır.
Roma, 2800 yıllık tarihinde bu coğrafyada kurulan bir çok devletin merkezi
olmuş bir şehirdir. Günümüzde hala İtalya’nın başkenti olmasının dışında,
tarihsel gelişiminden getirdiği kendine has karakterini korumaktadır. Roma
sınırları içinde bulunan ve Katolik Kilisesi’nin lideri Papa’nın yaşadığı
bağımsız Vatikan Devleti, bu karakteri oluşturan önemli unsurlardan biridir.
Ayrıca 4 milyona yaklaşan nüfusuyla Roma, İtalya’nın en kalabalık ve en büyük
şehri olma özelliğini de elinde tutar. İstanbul gibi 7 tepe üzerine
konumlanmıştır. Denize uzaklığı yaklaşık 30 km’dir.
Roma şehri, binlerce yıllık medeniyetin canlı sembolü gibidir. Hıristiyanlık’ın
en önemli ve en büyük kilisesi olan 60 bin kişi kapasiteli San Pietro Kilisesi
burada bulunmaktadır. St. Peter Basilikası, Sistine Şapeli, Colosseum, Trevi
Çeşmesi, İspanyol Merdivenleri ve daha bir çok tarihi yapı, Roma’ya o eşsiz
güzelliğini veren birer taç gibidir. Şehirde Raphael, Bottecelli, Pinturicchio
and Belini gibi değerli sanatçıların da eserlerinin sergilendiği sayısız müze
bulunmaktadır.
Şehrin iklimi genelde ılımlı bir yapıya sahiptir. İlkbahar ve yaz ayları,
havanın güneşli ve yumuşak olması sayesinde Roma’yı ziyaret etmek için ideal
zaman dilimini oluşturur.
Eski Roma
Roma’nın en etkileyici harabeleri olan Forum ve Colosseum, Capitoline ve
Palatine Tepeleri arasında bulunmaktadır. Yıkılmış kolonlar ve mermer parçaları
arasında gezinirken, bunların görkemiyle bu harabeleri kafanızda birleştirerek
Sezar’ın ülkeyi nasıl bir yerde yönettiğini canlandırmanız mümkün. Forum’un
hemen yanında dördüncü yüzyıla ait kemerler bulunmaktadır. Çeşitli
restorasyonlardan sonra, gladyatör savaşları olmasa da, çeşitli gösterilere ev
sahipliği yapmaya başlayan amfitiyatro, aynı zamanda çok kapsamlı müzikal ve
sanatsal etkinlikler için de kullanılmaktadır. Amfitiyatronun hemen arkasında
eski Roma’da iki tekerlekli savaş arabalarının yarıştığı çimlik araziyi
görebilirsiniz.
Bütün bu manzarayı yukarıdan gören Capitoline Tepesi’ne ulaşmak için Marcello
Tiyatrosu’nun basamaklarını kullanabilirsiniz. Nefes kesici güzellikte ki
Campidoglio Meydanı Michelangelo tarafından tasarlanmış olup, tamamlanması bir
yüzyıl kadar sürmüştür. Bu meydanın zıt taraflarında bulunan Palazzo Nuovo ve
Palazzo dei Conservatori birleşerek Capitoline Müzesi’ni oluşturmaktadır. 1471
yılında Pope Sixtus IV tarafından açılan müze, dünyanın en eski halka açık
müzesi olmakla birlikte mükemmel heykellere ve Rönesans sanatının örneklerine ev
sahipliği yapmaktadır.
Tepenin yamacında bulunan Santa Maria Kilisesi, Juno’nun (Eski Romalıların
evlilik tarıçası), Jupiter’in Minevra’nın tapınaklarının bir zamanlar bulunduğu
yeri işaret etmektedir. Ancak; Vittoriano Anıtı’nın iri gövdesi bu güzellikleri
sokaktan geçerken görmenizi engeller. Bu anıt 19. yüzyılda yapılmış olup Venezia
Meydanı’nı tepeden görmektedir. Aynı zamanda, Mussolini eskiden burayı genel
karargahı olarak kullanmaktaydı.
Eski Roma’dan günümüze kadar en iyi şekilde korunarak getirilen Pantheon,
Hadrian tarafından 12 Tanrı için yaptırılmıştır. Rotondo Meydanı’na tepeden
bakan Pantheon, Navona ve Corso Meydanlarının da ortasında bulunmaktadır.
Quirinale ve Tridente
Quirinale ve Tridente bölgeleri, mükemmel manzaralarıyla birlikte bölgenin kuzey
sınırını oluşturmaktadır. Eski Roma’nın bir diğer tepesi olan Quirinale,
romantizmin mıknatısı olan Trevi Çeşmesi ile ünlüdür. Çeşmenin yapımı için önce,
17. yüzyılda şehrin baş mimarı görevinde olan, Gian Lorenzo Bernini’ye teklif
götürülmüştü ancak Nicolo Salvi bu projeyi tamamlayan mimar olmuştur. Salvi’nin
yapıtı abartılı ve gösterişli bulunmuş olup; Bernini’nin barok yapıtları
–Tritone Çeşmesi, Quirinale Sarayı’nın kapısı ve Navona ve Barberini
Meydanlarında daha pek çok eseri bulunmakta- daha çok beğeni toplamıştır.
Villa Borghese
Roma’nın enfes manzarasına biraz ara vermek isterseniz, Barberini Meydanı’ndan
çıkıp Veneto’yu takip ederek Villa Borghese’ye gelebilirsiniz. Bu büyük park bir
zamanlar Borghese ailesine aitti ve burada ki evlerde kaçırmamanız gereken
Borghese Galerisi -Bernini heykelleri ve Caravaggio tabloları sergilenmekte- ve
Galleria Nazionale d’Arte Moderna (Ulusal Modern Sanat Galerisi) –Cezanne ve
Kandinsky’nin çalışmaları sergilenmekte- vardır. Bu parkın doğu ucunda iki
meydan; Spagna ve Popolo bulunmaktadır. Spagna Meydanı’nın en ünlü bölgesi, her
zaman yerli ve yabancı turist kalabılığıyla, etkileyici İspanyol Basamaklarıdır.
Spagna Meydanı, John Keats ve Mary Shelley’nin –her ikiside yazar ve şair- sıkça
uğradıkları ve favori yerlerinden bir tanesidir. Keats 1821 yılında bu meydanda
ki bir evde ölmüştür ve bugün o ev Keats-Shelley’yi Anma Evi olarak
ziyaretçilerini ağırlamaktadır.
Popolo Meydanı’nda, bir zamanlar mahkumlara işkence edilen meydan, Santa Maria
Kilisesi bulunmaktadır. 1472 yılında inşa edilen bu kilise bazı inançlara göre
perilidir; Nero metresi tarafından öldürülmüş ve buraya gömülmüştür. Nero’nun
hayaletinin dışında burada görebileceklerinizin arasında Raphael, Caravaggio ve
Pinturicchio’nun eserleri bulunmaktadır.
Vatikan
Bu küçük ve bağımsız şehir, İ.S. 90 yılında, St Peter’in öldüğü yere ilk anıt
dikildiğinde, kurulmuştur. Dördüncü yüzyılda, Roma İmparatoru Konstantin bu
mezarın üzerine bazilika yaptırmıştır. Bir dizi saldırıdan sonra Pope Leo IV, bu
alanın etrafını 12 metre yüksekliğinde bir duvarla çevrelemiştir. 1929 yılından
beri bağımsız bir şehir olan Vatikan, tamamıyla Roma’dan izole bir yaşam
içindedir. Kendi kuralları bulunan bu şehirde bacaklarınız görünecek biçimde ya
da omuzlarınız açık bir şekilde giyinmeniz yasaktır, kredi kartı hiçbir yerde
kabul edilmez; ayrıca burası gümrüksüz bölge olarak kabul edilmiştir. Vatikan’da
ilk uğramanız gereken yer St Peter Bazilika’sıdır. Buranın kubbesi, 1590 yılında
Michelangelo tarafından tamamlandığında o güne kadar tuğla kullanılarak inşa
edilmiş en büyük yapıydı. Ziyaretçiler önce küçük bir asansöre binerek daha
sonra da merdivenleri kullanarak en tepeye ulaşabilir; Vatikan Bahçelerinin,
Bernini Meydanı’nın ve şehrin büyüleyici görüntüsünün tadına varabilir. İbadet
yerlerinin hemen altında, Michelangelo’nun Pieta’sının ve John Paul II’ninki de
dahil olmak üzere, birçok kabir bulunmaktadır.
Bazilikayı biraz geçtikten sonra yolun sonunda bulunan Sistine Kilisesi’nde
Michelangelo’nun “Creation and the Last Judgement” freskleri ve Boticelli,
Rosselli ve Signorelli’nin Rönesans’a ait eserleri sergilenmektedir.
Restoranlar ve Barlar
Geleneksel Roma mutfağı göz alıcılıktan uzaktır. Her ne kadar geleneksel
yemekler biraz garip görünsede, yine de turist tuzağı olarak nitelendirilen
mikrodalga fırınlardan çıkma standart İtalyan yemeklerinden daha çok tercih
edilmektedir. Son yıllarda, dünya mutfaklarından örnekler bulabileceğiniz
restoranların açılmaya başladığını da hatırlatmakta fayda var. Birçok restoranda
katı olarak uygulanan yemek saatleri şu şekildedir; 12:30 – 15:00 saatleri
arasında öğle yemeği ve 19:30 – 23:00 saatleri arasında akşam yemeği servisi
sunmaktadırlar. Uygun fiyatlarda yemek yiyebileceğiniz yerler San Lorenzo ve
Trastevere’dir. Eğer canınız iyi bir pizza çekerse uğramanız gereken adres
Navona Meydanı’nın yakınında ki Da Baffetto’dan başkası değildir; pizzaları o
kadar lezzetlidir ki Romalılar burada yemek yiyebilmek için sırada bile
beklerler. Romalı Yahudilerin geleneksel yemeklerini oldukça uygun fiyatlarla
bulabileceğiniz adres ise azınlıkların mahallesinde ki Al Pompiere’dir. Burada
ki diğer bir alternatif ise açık havada hizmet veren ve deniz mahsullerinde
uzmanlaşmış olan Riccioli Café’dir. Akşam yemeğinden önce ya da sonra rahatlamak
için bir kadeh şarap içebileceğiniz yerler, aynı zamanda geleneksel şarap
satıcılarıdır, Il Goccetto ve La Vineria’dır.
Gece Hayatı
Gece kulübüne gitmek için en iyi seçeneğiniz Testaccio bölgesinde bir akşam
geçirmenizdir. Burada bulunan Metaverso küçük mekanına rağmen başarılı DJ’leri
ve düşük giriş ücretiyle ilgi çekmektedir. Geniş çapta organizasyonlar
düzenleyen Villaggio Globale de bu bölgede sıkça uğranan gece kulüplerinden bir
tanesidir. Alternatif olarak Nearby Akab ve Ostiense de bu bölgede hizmet
vermektedir.
Alışveriş
Roma’da en önemli alışveriş yerleri Spagna Meydanı’nın çevresinde toplanmıştır.
Prada, Giorgio Armani gibi lüks mağazalarla birlikte sokak modasını da takip
edebileceğiniz mağazalar bu bölgede bulunmaktadır. San Giovanni metrosunun hemen
yanında bulunan Sannio Market’te ise ikinci el kıyafetler bulmanız mümkündür. Milano
GİRİŞ
Milano'nun büyülü bir şehir olduğu sanılsa da, gerçekte durum böyle değildir.
Aslında, Hıristiyan dünyasındaki üçüncü en büyük kilisenin yanı sıra dünyanın en
ünlü resimlerinden birisi, inanılmaz büyüklükte bir kale ve Leonardo da
Vinci'nin tasarımına katkıda bulunduğu bir dizi kanal da bu şehirdedir. Ancak
bütün bunlar pek işe yaramaz çünkü şehir çok modern, çok büyük ve çok
gürültülüdür. Yine de şehrin sahip olduğu tavır, güzelliğinin eksikliğini telafi
etmektedir. Milano seyahati, değişik Toskana köylerine ve Venedik'in su kanalı
caddelerine alışkın olan turistlerin aklını karıştırabilir. Ancak şehrin kendine
özgülüğü ve zenginliği bütün İtalyanların zevk aldığı iyi hayatın ipuçlarını
verir.
Milano'da hayatın sırrı paradır. Şehir, uzun zamandır ülkenin mali ve sınai
kalbi durumundadır. Diğer İtalyan şehirleri azizlerin ve sanatçıların önünde
eğilirken, Milano'nun kahramanları bankacılar ve sanayiciler olmuştur. Elbette
günümüzde Milano'ya hakim olan sanayi moda (Armani) ve yüksek performanslı
lastiklere (Pirelli) yönelmiştir, ancak Dolce and Gabbana benzerleri bile kendi
alanlarında sanayici sayılmaktadır. Milano'nun başarısı, her zaman çalışkanlığı
modayla birleştirebilmesi olmuştur. Sezonlara yön veren moda gösterileri buna
örnektir. Bu gösteriler, çoğu zaten şehirde bulunan dünyanın en büyük
tasarımcılarını destekler ve modaya aç zihinleri bir sonraki yılın
görüntüleriyle doldurur. Bunlar, ayrıca oldukça büyük sektörlerdir ve aralarında
ev dekorasyonunda en yeni ürünlerin sergilendiği Salone del Mobile ve elektronik
dünyasındaki yeni icatlara dikkat çekilen SMAU'nun da sayılabileceği pek çok
ticari fuarın düzenlendiği takvimde kendilerine ayrılan yeri alırlar. Milano'da
ticaret fuarlarının düzenlendiği La Fiera yalnızca halka açık bir toplantı
salonu değil, bir mahallenin tamamını kaplamaktadır.
Duomo
Roma'daki Aziz Peter Katedrali ve Sevil'deki katedralden sonra Duomo,
dünyanın üçüncü en büyük katedralidir. Ancak Milano'daki katedralin tek özelliği
büyüklüğü değildir. Dışını süsleyen 3.500 mermer ve helezon anıt baş döndürücü
bir etki uyandırır. Katedralin inşasına 1386 yılında başlanmış, ancak 1805
yılında Napolyon burada kendisini İtalya kralı ilan edinceye kadar inşaat
tamamlanmamıştır. Sonuçta Duomo pek çok sanatsal akımın etkisi altında
kalmıştır. Şehirdeki Brera Akademisi'nin astronomları tarafından 1768 yılında
güneş saati olarak tasarlanan 52 sütunlu (yılın her haftası için bir sütun
bulunmaktadır) ve insanı rahatsız edecek kadar gerçek görünen çıplak Aziz
Bartholomew heykelini veya katedralin çatısından (nadir bulunan) güneşli bir
günde Alplerin buğulu manzarasını görmeniz gereklidir. Eski Milano'nun, şehrin
hem fiziksel hem de ruhani anlamda merkezi olan Duomo'dan halkalar şeklinde
yayıldığını görebilirsiniz. Meydanın karşısında, geçici bir süre sanat
enstalasyonlarının sergilendiği Palazzo Reale ve 14. ila 19. yüzyıllardan kalma
muhteşem heykellerin, Hıristiyan ayinlerinde kullanılan mobilyaların ve
katedralden çıkarılmış renkli camların bulunduğu Museo del Duomo (piazza del
Duomo 12, 02 860 358) yer almaktadır. Müzedeki en değerli eser Tintoretto'nun
Tapınaktaki İsa heykelidir (1530). Yine görülmeye değer başka bir yer de ikinci
katta bulunan ve Futurist ressamların eserlerinin sergilendiği bir galeri olan
CIMAC'tır (Civico Muse di Arte Contemporanea - Modern Sanat Eserleri Müzesi,
telefon yasaktır).
Milano Merkez
Piazza del Duomo'yu Piazza della Scala ile bağlayan Galleria Vittorio Emanule
II, 1867 yılında inşaatının tamamlanmasından bu yana Milano'nun en seçkin
alışveriş merkezi olarak bilinmektedir. Demir ve mermerden yapılan Galleria'da
gösterişli butikler, şık kafeler, pahalı restoranlar ve yer döşemesine yapılmış
Roma'nın, Torino'nun, Floransa'nın ve Milano'nun maskotlarının (sırayla dişi bir
kurt, boğa, beyaz zambak ve kızıl haç) resimleri bulunmaktadır. Efsaneye göre
topuğunuzu boğanın testislerine koyar ve çevirirseniz size iyi şans getirir.
Giuseppe Verdi tarihi koridorlarında dolaştığından beri La Scala (Piazza
della Scala, 02 88791, rezervasyon 02 861 827 veya bilgi hattı 02 7299 3744)
Milano'daki en gözde opera salondur. 18. yüzyılda inşa edilen opera salonunu 21.
yüzyıl standartlarına çıkarmak için yapılan restorasyon çalışmalarının 2004
yılının Aralık ayında tamamlanması, kürklerini eski Pirelli lastik fabrikasının
yanında bulunan La Scala'nın geçici evinin daha basit ortamında sürümek zorunda
kalan Milano'nun zengin dullarını rahatlatmıştır. La Scala'nın çevresi
Milano'nun en neo-klasik ve aristokrat bölgesidir. Sokaklara 19. yüzyılda
yaşamış büyük romancı Alessandro Manzoni'nin ruhu aşılanmıştır. Via Morona
1'deki evinde (02 8646 0403, Cumartesi-Pazartesi kapalıdır) çalışmaları ve
eserlerinin bulunduğu bir kütüphane bulunmaktadır. Yakınlarda bulunan Museo
Poldi Pezzoli (Via Morone 8, 02 794 889, Pazartesi günleri kapalıdır) adını saat
ve Rönesans döneminde yapılmış tabloları toplayan bir koleksiyoncudan almıştır.
Duomo'nun batısında, çoğu Rönesans döneminde yapılmış 170 tablonun yanı sıra
Lucrezia Borgia'nın bir bukle saçı ve Napolyon'un Waterloo'da giydiği eldivenler
gibi ilginç nesnelerin de yer aldığı Biblioteca Ambrosiana (Piazza Pio XI 2, 02
806 921) bulunmaktadır.
Brera ve Castello Sforzesco
Duomo'nun kuzeyinde, Brera'nın dar ve rüzgarlı sokaklarına yalnızca
harcanabilir gelirin getirebileceği bohem hayatın kokusu sinmiştir. Şık butikler
ve barlar sanatçıların gittiği şarap evleriyle yan yana bulunmakta ve galeriler
sizi bir Mantegna veya Warhol almaya çağırmaktadır. Milano'nın en etkileyici
sanat koleksiyonuna ev sahipliği yapan Pinacoteca (Via Brera 28, 02 722 631,
Pazartesi günleri kapalıdır), burada en fazla turist toplayan yerdir. Toplam 38
odada İtalyan sanatının yaklaşık 700 yıllık örnekleri sergilenmektedir. Burada
sergilenen hazineler arasında Rafael'in Bakirenin Düğünü tablosunun yanı sıra
Piero della Francesca'ya ait Brera Mihraptaşı ve Titian, Canaletto ve
Caravaggio'nun muhteşem eserleri sayılabilir. Castello Sforzesco'nun (Piazza
Castello, 02 884 63700) inişli çıkışlı bir tarihi olmuştur. Aslında Milano'nun
14. yüzyılda inşa edilen savunma hattının bir parçası olan kompleks, 1800'lü
yılların sonlarında kaleyi aralarında mumyalardan pek çoklarına göre Mikelanj'ın
en dokunaklı eseri olan Rondanini Piet gibi Rönesans döneminden kalma
şaheserlerin de yer aldığı şehrin gelişen sanat koleksiyonu için bir merkez
olarak kullanılması için mimar Luca Beltrami'nin şehir plancılarını ikna
etmesiyle yıkılmıştır. Castello'nun gerisinde 1893'te düzenlenen ve Milano'nun
merkezindeki ender yeşil alanlardan biri olan Parco Sempione bulunmaktadır.
Parkın sonundaki Arco della Pace şehrin sevdiği Napolyon'a adanmıştır. Yine
Napolyon döneminden kalan başka bir yer, 1806 yılında tasarlanan Arena
Civica'dır. Fransız İmparatorluğu'nda yönetici konumunda bulunan kişiler burada
açık hava eğlenceleri, iki tekerlekli araba yarışları ve sahte deniz savaşları
düzenlemiştir. Günümüzde Arena'da atletizm etkinlikleri düzenlenmektedir.
Sant'ambrogio, Navigli
Koruyucu azizi Aziz Ambrose 374 yılında piskopos ilân edilince, Milano da
Batı Roma İmparatorluğunun fiili başkenti hâline gelmiştir. Ambrose, daha
sonraları Sant'Ambrogio kilise kompleski (Piazza Sant’Ambrogio 15, 02 8645 0895)
olacak yapının yerini seçmiştir. Daha sonraları yenilenen kompleksin Lombard
Romanesk tarzı 11. yüzyıla kadar uzanmaktadır. Leonardo da Vinci şehri yöneten
Sforza ailesinin hamiliğinde 24 yıl çalışmış ve yalnızca sanat değil,
mühendislik de yapmıştır. Milano'ya yaptığı en büyük katkı, hiç kuşkusuz, Santa
Maria della Grazie'deki (Piazza Santa Maria delle Grazie 2, rezervasyon 02 8942
1146, Pazartesileri kapalıdır) Il Cenacolo, ya da Son Yemek tablosudur. Giriş
sınırlıdır ve rezervasyon şarttır (bekleme süresi bir haftaya kadar uzayabilir),
bu sebeple önceden telefon etmeniz gereklidir. Leonardo ayrıca Milano'nun ticari
candamarı olan kanal ve havuz ağının tasarlanmasında da katkıda bulunmuştur. Pek
çok navigli yerine kaldırım döşenmiş olsa da Naviglio Grande ve Naviglio Pavese
ayaktadır. Birleştikleri Navigli semtinde stüdyolar, butikler, kitabevleri ve
şehrin en iyi barları bulunmaktadır.
Mevsimsel Milano
Her yılın 7 Aralık günü Sant'Ambrogio caddesinin çevresindeki sokaklar
yöresel yemeklerden tadan kalabalıklarla dolar ve tezgahlarda el yapımı eşyalar
ve antikalardan CD'lere ve Afrika yapımı heykellere hemen her şey satılır.
Milano'nun koruyucu azizi, yani Sant'Ambrogio yortusunda düzenlenen bu sokak
pazarı Milano'nun en önemli festivallerinden birisidir. Mart ayının üçüncü hafta
sonunda, çoğu yılın kalanında kapalı olan Milano'nın tarihi palazzi ve anıtları
Giornata FAI di Primavera için halka açılır (02 467 6151).
Restoranlar ve barlar
İtalyan mutfağı genelde tamamen mekâna bağlıdır. Birbirine komşu kentler
yemek tarifleri üzerine kıyasıya kavgaya tutuşur ve aynı yemeğe farklı kentlerin
yaptığı katkılar egzotik kabul edilir. İkinci Dünya Savaşı sonrasında İtalya'nın
yaşadığı sanayi patlaması ülkenin her yerinden Milano'ya çalışmak üzere gelen
kişileri çekmiş ve bu kişilerin ufuklarını genişletmiştir. Mükemmel Milano
mutfağının gurur kaynakları Masuelli San Marco (Viale Umbria 80, 02 5518 4138)
ve Trattoria Madonnina'dır (Via Gentilino 6, 02 8940 9089). İtaya'nın diğer
lezzetlerinden tatmak için Porta Romana'da bulunan ve şehirdeki en iyi Sicilya
yemeklerinin (ve en iyi balıkların) pişirildiği Al Merluzzo Felice'yi (Via Papi
6, 02 545 4711) deneyebilirsiniz. Yakınlarda bulunan Osteria Giulio Pane e Ojo
(Via L Muratori 10, 02 545 6189) spaghetti all’Amatriciana gibi en iyi ev yapımı
Roma yemeklerini sunar. Tara'da (Via Cirillo 16, 02 345 1635) mükemmel Hint
yemeklerinden tadabilirsiniz. Küçük La Latteria'da (Via San Marco 22-24, 02 659
7653) bir masa için beklemeye değer. Napoli dışında tadabileceğiniz en iyi
pizzanın Anema e Cozze restoran zincirinin Brera şubesinde (Via Palermo 15, 02
8646 1646) yapıldığı iddia edilmektedir. Son Yemek'in yakınlarında bulunan Caffè
Cavour (Via Santa Maria alla Porta 13, 02 8645 4690) hareket hâlinde olmayı
sevenler için lezzetli sandviçler ve çabuk hazırlanan yemekler sunmaktadır.
Milano'nun bar ortamı İtalya'nın her yerinde olduğu gibi gelişmektedir. En
sevilen barların bulunduğu yerler arasında kuzeydeki Moscova ve Navigli ve
güneyde Colonne di San Lorenzo'nun etrafındaki bölge sayılabilir. Zorunlu
aperitivi tadımına bir Negroni ile başlayabilirsiniz – yani cin, vermut ve
campariden yapılan bir karışımla. İçkilerin yanında sunulan kanapeler her zaman
ücretsizdir. Başkalarını izlemek için Armani alışveriş merkezindeki Nobu'nun
Milano versiyonunu tercih edebilirsiniz (Via Pisoni 1, 02 7231 8645).
Öğrencilere ve alternatif yaşamayı sevenlere hitap eden Modus Vivendi, eski bir
kilisede kurulduğu için daha çok ‘la Chiesetta’ olarak bilinmektedir (Via
Lomazzo 12, 02 3360 6253). 10 Corso Como Caffè (Corso Como 10, 02 2901 3581)
eski bir araba tamircisinin yerinde kurulmuştur ve inanılmaz pahalı yiyecekler
ve süper şık içkiler sunmaktadır. Via Conca del Naviglio'da Le Biciclette'yi
(No.10, 02 5810 4325) deneyebilirsiniz.
Alışveriş
Alışverişin en hareketli olduğu yer Via Montenapoleone, Via della Spiga,
Sant’Andrea ve Via Manzoni'nin oluşturduğu dörtgen, yani quadrilatero della
moda'dır. Ünlü tasarımcıların imzasını taşıyan ürünlerin bulunduğu sokaklar
modanın altın kartını taşımaktadır. Giorgio Armani Superstore (via Manzoni 31,
02 7231 8600), Gucci (via Montenapoleone 5-7, 02 771 271) ve Moschino (via della
Spiga 30, 02 7600 4320) tercih edilen markalardır. Duomo'nun güneyinde Corso di
Porta Ticinese'de geleceği parlak tasarımcıların imzasını taşıyan ürünler
avangartları kendinden geçirmektedir. Daha sınırlı bütçeye sahip olanlar için
önceki yılın fazla ürünleri de satılmaktadır – Salvagente'yi (Via Fratelli
Bronzetti 16, 02 7611 0328) deneyin. Uygun fiyata moda Corso Buenos Aires, Via
Torino, Porta Vittoria ve Milano'nun yeni kurulan Çin mahallesinde, yani Via
Paolo Sarpi'de bulunabilir.
1. Gün - İSTANBUL – ZÜRİH - LUGANO
Atatürk Havalimanı Dış Hatlar terminalinde PRONTOTOUR yetkilileriyle saat
05.50’de buluşma. Bilet ve gümrük işlemlerini takiben Türk Havayolları ile saat
07.50’de Zürih’e hareket, inişimizi takiben bizi bekleyen özel otobüsümüzle
Lugano’ya transfer.Varışımızı takiben Lugano şehir turu. Tur bitiminde otelimize
transfer ve yerleşme. Geceleme otelinizde.
2. Gün - LUGANO – COMO - MİLANO
Sabah kahvaltı sonrası İtalya’nın en güzel şehirlerinden olan Como’ya hareket.
Panoramik olarak yapılacak Como turunun ardından 1-1.5 saatlik otobüs yolculuğu
ile Milano’ya varış. Varışımızı takiben yapacağımız Milano şehir turunda Duomo
Katedrali, La Galeria, Porta Romano, Quartiere Meydanı görülecek yerler
arasındadır.Tur sonrasında otelimize transfer.Geceleme otelinizde.
3. Gün - MİLANO
Sabah kahvaltısı sonrası serbest zaman. Arzu eden misafirlerimiz ekstra
yapılacak olan Romeo ve Juliet’in evi olarak bilinen Verona ve Garda gölü
gezisi.Gezi sonrası Milano’ya dönüş ve Geceleme otelimizde.
4. Gün - MİLANO
Sabah kahvaltısı sonrası alışverişiniz ve Milano’yu gezmeniz için serbest
zaman.Arzu edenler ile extra yapılacak olan Gondollar şehri Venedik gezisi. Bu
gezimizde San Marco Katedrali ve Meydanı, Dükler Sarayı, Canale Grande, İç Çekme
ve Rialto Köprüsü görülecek yerler arasındadır.Şehir gezisi sonrası alışveriş
için serbest saatler.Arzu edenler rehberiniz düzenleyeceği Extra Gondol gezisine
katılabilirler.Akşam Milano’ya geri gönüş ve konaklama otelimizde.
5. Gün - MİLANO - CENEVRE
Sabah kahvaltısı sonrası İsviçre’nin en güzel şehirlerinden biri Cenevre’ye
hareket.Varışımızı takiben yapacağımız Cenevre şehir turunda, Leman Gölü, Mont
Blanc Köprüsü, Brunswıck Monument, Avunue De France, Cenevre Katedrali, Notre
Dame Rousseau Adası, İngiliz Bahçesi, Old Town görülecek yerler arasındadır. Tur
bitiminde otele transfer ve yerleşme. Geceleme otelinizde.
6. Gün - CENEVRE - ZÜRİH
Sabah kahvaltı sonrası Zürih’e hareket.Yol üzerinde ekstra olarak Lozan & Montro
turu.( Bu turumuz tüm grubun katılımı ile yapılacaktır.)Gezi sonrası yapılacak
olan Zürih şehir turunda; Zürih Gölü, Eski Gar, Milli Müze, Zürih Katedrali,
Saat Kulesi ile alışveriş caddesi görülecek yerler arasındadır. Tur bitiminde
otele transfer ve yerleşme. Geceleme otelinizde.
7. Gün - ZÜRİH
Sabah kahvaltı sonrası serbest zaman. Arzu eden misafirlerimiz ekstra Luzern
Gölü ve Pilatus Dağ turuna katılabilirler. Bu turumuzda Pilatus Dağı’nın
zirvesine çıkıyoruz ve muhteşem doğal güzellikleri görüyoruz. Harika göl ve dağ
manzaraları ile birlikte Luzern şehrinde alışveriş için serbest zaman. Tur
bitiminde otelimize transfer. Geceleme otelimizde.
8. Gün - ZÜRİH - İSTANBUL
Sabah kahvaltı sonrası özel otobüsümüzle Zürih Havalimanı’na hareket. Saat
17.25’de Türk Havayolları ile İstanbul’a hareket. 21:20’de İstanbul’a varış ve
turumuzun sonu
Yurtdışı seyahate gidecekseniz vize başvurusunda gereken
belgeler:
a ) İşverenseniz
Yeni çekilmiş vesikalık fotoğraf
İmza sirküleri. (Fotokopi olabilir)
Sahip olduğunuz gayrimenkullerin fotokopileri. (Ev, Arsa, v.b)
Şahsınıza veya firmanıza ait banka cüzdanlarının fotokopileri
Antetli kağıda turistik amaçlı vize talep ettiğinizi belirten
bir dilekçe. (Yetkili kişilerce imzalanmış ve kaşe basılmış)
Ticaret odasından veya sanayi odasından faaliyet belgesi.
Vergi levhası fotokopisi.
Ticari sicil gazetesi. (İsminizin geçtiği yeri işaretlemeniz
faydalıkdır)
b ) Ücretli çalışıyorsanız
Antetli kağıda firmada çalıştığınıza dair bir dilekçe
Turistik gezi amaçlı vize talep ettiğinizi belirten dilekçe.
SSK onaylı işe giriş bildirgesi
3 aylık maaş bordrosu (fotokopi olabilir)
Yeni çekilmiş vesikalık fotoğraf
İmza sirküleri. (Fotokopi olabilir)
Sahip olduğunuz gayrimenkullerin fotokopileri. (Ev, Arsa, v.b)
Şahsınıza veya firmanıza ait banka cüzdanlarının fotokopileri
Ticaret odasından veya sanayi odasından faaliyet belgesi.
Vergi levhası fotokopisi.
Ticari sicil gazetesi. (İsminizin geçtiği yeri işaretlemeniz
faydalıkdır)
Geziler
Program dışındaki geziler fiyatın içinde değildir. Bu gezilere katılmak
isteyenlerin rehberle konuşarak önceden rezervasyon yaptırmaları gerekmektedir.
Oteller
Otel ismi konfirmasyon esnasında kesin olarak belirlenecektir.
Simditatil.com / Net Tours
|